5 Nisan 2011 Salı

Tarihe baktığınızda hep erkek isimleriyle karşılaşırsınız. E=mc2'yi bulan, yer çekimini ya da yeni kıtaları keşfedenler, başkanlar, sultanlar hep erkek... Peki, ya kadınlar tarihin neresinde duruyor?
Bugün size tarihi değiştiren, aşkıyla sanata yeni bir boyut kazandıran bir kadını anlatmak istiyorum. Adı Georgia O'Keeffe... Belki aranızda bu ismi duyan vardır, hatta eğer bu ismi duyduysanız ve anlatacaklarımı biliyorsanız mutluluğum iki kat artacak, emin olabilirsiniz.
Georgia O'Keeffe, 1887 yılında SunPrairie, Wisconsin'da bir çiftlik evinde dünyaya geldi. Annesi tarafından çirkin bulunduğu için eve misafir geldiğinde odasına kapatılan, içine kapanık bir çocuk olarak büyüdü, oysa hayatının aşkı Alfred Stieglitz'e verdiği nü pozlarla Amerika'nın tarihinde büyük ses getireceğini,hayat verdiği tablolarıyla Amerika'da yeni bir çağ açacağını kim bilebilirdi?
Georgia'nın sulu boyalarını keşfeden, onu basit bir ilkokul öğretmeniyken New York'a getirip, MoMA'da retrospektif sergi yapan ilk kadın olmasını sağlayacak yola sokan Alfred'di.
Ama Georgia'nın Alfred'e olan aşkı, ona güvenip dünyayı değiştirebilecek kadar büyüktü, hatta başka kadınları görmezden gelecek kadar... Düşünebiliyor musunuz; sevdiğiniz adamın hayatında siz istemeseniz de farklı kadınlar olacak ve her şeye rağmen siz onu sevmeye, değer vermeye ve hayatınızın en önemli yerinde yaşatmaya devam edeceksiniz. Uzaktan bakıldığında tuhaf geldiğinin farkındayım ama su gibi, nefes gibi birine bağlanabilir ve o olmadan yaşayamayabilirsiniz. İşte Georgia da bu akıl almaz aşkla Alfred'i seviyordu, hayatına başka kadınlar girse bile Alfred de onu her şeyden çok seviyordu. Bu aşk yüzünden Georgia, 28 ay bir akıl hastanesinde yattı, çıktığında hala Alfred'e deliler gibi âşıktı. Yani, aşkın tedavisi yoktu... Bu cümlenin ardından şu soruyu sormak gerekiyor sanırım; aşk bir hastalık mıdır?
Georgia, 1986 yılında, 98 yaşında hayata gözlerini yumdu, Alfred'in öbür dünyaya göçünden tam 40 yıl sonra... Georgia, aradan 40 yıl geçmesine rağmen hala Alfred'in sanatını savunuyor, onun tarihte bıraktığı izleri yaşatmaya çalışıyordu.
Georgia O'Keeffe; sonsuz aşkıyla, konu olduğu fotoğraflarla Amerikan tarihine büyük bir imza attı. Sonsuz aşk ve tutku böyle bir şey olsa gerek...